KERVAN FM 93.7 | HAK YOLUN KERVANI
KERVAN FM CANLI YAYIN
Şuan KERVAN FM'de

AKŞAM İSTEKLERİ(CANLI)

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
05:30   HATM-İ ŞERİF
06:30   ESMA-ÜL HÜSNA
07:00   TARİHTE BUGÜN
07:30   HAYIRLI SABAHLAR(CANLI)
08:00   HAYIRLI SABAHLAR(CANLI)
09:00   KUR'AN-I KERİM MEALİ
09:30   GAZİANTEP BASINI
10:00   İSTEK KERVANI(CANLI)
12:00   CEMAL ÇINAR HOCA SOHBET
12:30   MÜZİK
13:00   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
13:30   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
14:00   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
14:30   AYDINLIĞA DOĞRU
15:00   MANŞET HABER-SESLİ MAKALE
15:30   MÜZİK
16:00   AKŞAM İSTEKLERİ(CANLI)
18:30   ANA HABER(CANLI)
19:00   ANA HABER(CANLI)
19:30   MÜZİK
20:00   TARİHTE BUGÜN
21:00   MÜZİK
22:00   PSİKOLOJİ VE İNSAN
22:30   MÜZİK
23:00   MANŞET HABER-SESLİ MAKALE
23:30   MÜZİK
00:00   KUR'AN-I KERİM MEALİ(YARIM CÜZLÜ)
01:00   GECEYE UYGUN İLAHİ-EZGİ-ŞİİR
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

İnkâr eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, Cehennemliktirker." (Mâide - 10)

Hadis-i Şerif

"Vaktin başında kılınan namazda Allah'ın rızası, sonunda kılınanda da Allah'ın affı vardır." [Tirmizi]

ANKET
 RADYOMUZU NASIL DİNLEMEYE BAŞLADINIZ 
 ARKADAŞ TAVSİYESİ İLE
 İNTERNETTEN
 FREKANS KARIŞTIRIRKEN
 AFİŞ VE REKLAMLARDAN
 DİĞER
Diğer Anketler
Gaziantep Hava Durumu
GAZIANTEP
ÇOK ÖZLEDİM SENİ CAN EFENDİM!

 

Efendim! SENİ anlatmak için giriş cümlesini bulamıyorum. Bütün varlığımı yeteneğime yükleyerek/sığdırarak var olan gücümle, SANA odaklanmaya çalışıyorum. Hala yarım yamalak, SANA adadığım cümlelerim. Hep acz ve yetersizlik içinde, buruşuyor kelimelerim SENİ anlatamayacak olmanın ezikliğiyle.

Çoğu kez gönüldeki esintileri, coşkulu dalgaları, kükreyen haykırışları ifade etmeye gücü yetmez kelimelerin. Kalp, muhabbetle doludizgin iken dil kasılıp suskun kalır, kelimeler yazamaz olur. Anlatamadığı zaman tuşlara sığınan yüreğim, şimdi de onu becerememenin burukluğunda…

Bu gün gökyüzünü seyrediyorum. Yıldızların eğilip eğilip salkımlar halinde, yeryüzüne yak(ın)laştığı gece. Bu gece kutlu doğum, bu gece mutlu doğum. SEN geldin, gül kokun kapladı kıyamete dek zamanı, mekânı. Zamanın yüzü mekâna, mekânın yüzü zamana güldü Efendim.

SENİN gelişin bahtsız kız çocukların varlığına hayat verdi.  Babalarının, ufacık gülümsemesini bekleyen minik yürekler, SENİN gelişini minik avuçlarıyla duada durdular/beklediler.

Yürekleri kaskatı, vicdanları paramparça babalar, SENİN gözlerindeki şefkat, merhamet denizine dalınca duyabildiler, diri diri gömdükleri kızlarının ‘babacığım’ çığlıklarını.

O güzel ellerinin değdiği her yürek, felah buldu. Her vicdan hayat buldu. Her göz aydınlığa kavuştu. Elinin değdiği her göze bin canım feda GÜZEL GÖZLÜM!

Bu gece SENİ görebilmek için yıldızlar arştan arza eğildiler, salkım salkım. Bu gece nurunla onlarda nurlandı. Parlak gülüşlerine nurunla gökyüzüne sönmeyen kandiller oldular.

Dünya’ya gelir gelmez ‘Ümmetim’ dedin, EY VEFALI SEVGİLİ! Doğduğun gün bile unutmadın bizi, Miraç’ta unutmadın, vefat ettiğin gün de unutmadın. EY SEVGİLİ! Bu garipleri mahşerde de unutmazsın, biliyoruz…

Makberine dokunduğum anı hatırladım. Derin-derin nefesler alarak son nefesime yetecek kadar, kokladım huzurunu EY EFENDİM! Öylesine içime işledi ki kokun, her nefeste SENİ kokluyorum sanki. Utanıyorum GÜL KOKULUM, çok utanıyorum, SENİN bastığın toprağı koklamayı hak etmemişken, bu kokuyu içimde saklamak, onu her zaman solmak, onunla teselli bulmak ve onunla SENİN hoşlanmadığın bir nefesi çekmekten korkuyorum.

Nefesimi bazen koklarım, belki derinliklerde o kokuyu bir daha bulmak için, ağlarım, acınacak hallerime ağlarım. SENİN o kokunu hak etmeyişime ağlarım.

‘Benim bildiklerimi bilseniz çok ağlar, az gülerdiniz’ buyuruyorsun. SENİN bildiklerini bilmek haddimize değil, ama yine de bilgisiz halimize ağlıyoruz.

EY CAN EFENDİM! Geceleri kalkar, uzun uzun namazlardan sonra iki avucunu açar, gözyaşlarıyla birlikte ‘ümmetim ümmetim’ derdin. Bu dökülen incilerle birlikte biz nasıl gülelim EY BAŞ SULTANIM!

‘Ben kimsesizlerin kimsesiyim. Yetimlerin velisiyim’ buyurursun. Allah’tan başka kimsesi olmayanların kalplerini ne teselli edebilir ki varlığından gayri. Benim yetimliğim, kimsesizliğim, yalnızlığım, garibanlığım ancak SENİN yanında, SENİN varlığında teselli bulur. Benim dertlerime, denklemlerime, düşüncelerime tek çare SENSİN.

SANA ulaşmak için yollar, dağlar, sınırlar aştım. Her yerde SENİ aradım. SENDEN başka bu hayatta kimsem yok ki EY CAN HABİBİM!

Sürgünlerde, sahipsizlik diyarlarında yalnızlığımla SANA yürüyeceğim.  Vuslat yolunda ölürsem de, kendine misafir kabul eder misin EY SULTANIM!

Bu yorgun yürüyüşte, uzun soluklu hicret yolculuğunda, bitmeyen dertlerin garip diyarında SANA ulaşmanın tek çaresini aşkta buldum. Aşığınım, müptelanım GÜL YÜZLÜM!

Benim sevdam yanışlarımın ateşi, benim sevdam yakarışlarımın sesi, benim sevdam yüreğimde büyüyen hüznün ismi…  Sevdana düşenlerin yüreklerinde ne olur ki hüzünden başka? Hiç bitmiyor hüzün mevsimi gönüllerimizde. SANA doğru adım atıp ta yüreğinde hüzün tutmayan var mı EFENDİM! Aşkınla SENİN hasretini çekmeyen varlık var mı EY SULTANIM!

EY CAN SULTANIM! ‘‘bu acziyetimle SENİ çok seviyorum’’ desem,”bu söz ne haddine’’ der misin, kızar mısın bana?

Bu sevda gönlümde ebedi bitmez desem, ‘ne yaptın ki sevgimi hak edecek’ der misin? Hiçbir şeyim yok GÖZÜMÜN NURU… Fakirim, perişanım, peşmurdeyim ve çaresiz... Sevginden başka hiçbir sermayem yokNUR YÜZLÜM!

Şu koskoca yeryüzünde, bin bir türlü cisim içinde, şu ufacık nokta büyüklüğündeki varlığımın değeri yok belki, ama SENİ sevmekten başka maharetimde yok ki benim…

Seviyorum diyorum, sevdalıyım diyorum, aşığım diyorum. Yüreğime dönüp baktığımda, kalbimi dinlediğimde, gözlerimin önüne ayna koyduğumda, dilime kulak verdiğimde hiçte hoş sesler duymuyorum. Kapına geldim EY RESULÜM! Sevgiyi bana öğretir misin? Yumuşatır mısın pişmanlık dolu kalbimi? Söküp atar mısın gönül(dünya) bahçemde büyüyen ayrılık otlarını? Şehadet parmağınla benimde kalbimi böler misin? Bir tarafına ALLAH(c.c.), diğerineMUHAMMED(sav)  mührünü silmeyecek şekilde basar mısın? Bu sevginle başımı okşayıp, huzura giden insanın bahtiyar müjdesini bana da verir misin?

Biliyorum EY SULTANIM! Sevgi, ancak SENİ yaşamakla, SENİ anlamakla, yolunda gitmekle daim olur gönüllerde. SENİN bize öğrettiklerin olmasa dünyaya meyilli olan nefsimiz, bizi sonu gelmeyen bataklıklarda boğardı. 

Bizi yücelten, bize değer katan, aziz kılan SENİN öğretilerindir. Oturmayı, kalkmayı, gülmeyi, ağlamayı, konuşmayı, susmayı, düşünmeyi hatta başımızı yastığa koymayı bile Senden öğrendik.

EY SULTANIM! Hayatına yön veren vahiydi. Rabbim Kuran’ı işlemiş ya SENİN mübarek nurdan kalbine nakış nakış… İşte ben o kelamı, senin yaşayan(yürüyen) hayatında okumak ve yaşamak istiyorum. Çünkü SEN yürüyen Kuran idin.

Ey Mahzun Gönlümün Merhamet Gülü! Öyle korkuyorum ki mahşer günü, SENDEN mahrum kalmaktan. O gül kokulu yüzünü bir kez olsun görememekten öyle korkuyorum ki; o gün sayısızca aşığın peşinde pervane olurken, SEN beni tanıyıp ta güler misin?

‘Namaz dinin direğidir’ dediğin farziyeti, ‘Komşusu aç iken, bizden değildir’ ilkesi, ‘Size iki emanet (Kuran ve sünnet-i seniyeyi) bırakıyorum’ dediğin emanetleri, hayatıma tam yerleştirmemiş iken, bu kirli yüzümle şefaatini nasıl isterim ki CAN SULTANIM!

SANA asırlar evvelinden selam gönderen, uğruna canlarını veren, anasını babasını karşısına alan, ateşle dağlanan, her gece SENİN özleminle seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan âşıkların varken, şu küçücük yüreğe, her şeyden daha yüce bir sevdayı sığdırmaya çalışan bu aciz’e de nasip olur mu?

Dünyada göremedim, cennette görebilir miyim ki cemalini? SENSİZ cennetin lezzeti mi olur?

SENİ çok özledim Ey Güzeller incisi! Aşk şehrini, Medine’ni, Mescidi’ni, kokunu çok özledim. Belki bir kafile yine yaklaşıyor SANA doğru, vuslat yolunda… Kim bilir, belki biraz sonra yemyeşil kubbenin nur yüklü ışığı düşecek gözlerine. Ah keşke o güzel Ravza’nı bir kez daha görebilseydim. Kadim-i şerifine yüzümü tekrar sürebilseydim. Benim yüreğimde hasretin, gözlerimde ışıl ışıl, o kutlu şehrin hayali, bütün umutlarımı SANA gönderiyorum her mevsim. Dualarımı, hüzünlerimi, sevdamı, gözyaşımı gönderiyorum, kabul eder misin EY SEVGİLİ?

İçim her ne kadar yokluğunun, SENDEN uzak oluşunun acısıyla kavrulsa da, SENİ bilmek, SENİ sevmek tüm güzelliklerden daha güzel. Ya hiç olmasaydın hayatımda CANIMIN CANI. Ya seni hiç tanımamış olsaydım! Şükürler olsun Rabbime, aşkının ateşinde yanmayı, SENİ özlemeyi, hasretinin sancısından gözümden yaşlar akıtmayı nasip ettiği için…

Bu sevda için meydanlarda, coşkunla hür olmayı, gelişinin yıl dönümünü kurtuluş bilmeyi, SANA varmak için varlığımdan sıyrılmayı, bu amelimle yetersizliğimi kabul eyleEY CAN HABİBİM!

Peygamber sevdalıları! SANA âşıklar, SANA tutkunlar, SANA kurbanlar…CAN AHMEDİM!

Bu da benim SANA dilekçem NUR-İ AYNIM… Güneş dürülüp, ışığını kaybettiği vakit, tüm sevenlerini yanına çağırırken, bu acizi de unutma! Sevgini/Şefaatini diliyorum Rabbimden. Rabbim, sevginle yaşayanlardan, sevginle yoğrulanlardan eylesin.

İsmail Kasımoğlu / Hürseda


4117 kere okundu.
Diğer Makaleler