KERVAN FM 93.7 | HAK YOLUN KERVANI
KERVAN FM CANLI YAYIN
Şuan KERVAN FM'de

TARİHTE BUGÜN

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
05:30   HATM-İ ŞERİF
06:30   ESMA-ÜL HÜSNA
07:00   TARİHTE BUGÜN
07:30   HAYIRLI SABAHLAR(CANLI)
08:00   HAYIRLI SABAHLAR(CANLI)
09:00   KUR'AN-I KERİM MEALİ
09:30   GAZİANTEP BASINI
10:00   İSTEK KERVANI(CANLI)
12:00   HADİS DERYASI
12:30   MÜZİK
13:00   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
13:30   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
14:00   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
14:30   AYDINLIĞA DOĞRU
15:00   MANŞET HABER-SESLİ MAKALE
15:30   MÜZİK
16:00   AKŞAM İSTEKLERİ(CANLI)
18:30   ANA HABER(CANLI)
19:00   ANA HABER(CANLI)
19:30   MÜZİK
20:00   TARİHTE BUGÜN
21:00   MÜZİK
22:00   KADIN SAHABİLER VE BİZ
22:30   MÜZİK
23:00   MANŞET HABER-SESLİ MAKALE
23:30   MÜZİK
00:00   KUR'AN-I KERİM MEALİ(YARIM CÜZLÜ)
01:00   GECEYE UYGUN İLAHİ-EZGİ-ŞİİR
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

“O Ramazan ayı ki insanlığa bir rehber olan, onları doğru yola götüren ve hakkı batıldan ayıran en açık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur’ân o ayda indirildi.” ( (Bakara Suresi, - 2)

Hadis-i Şerif

“Kim, faziletine inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”

[(Buhârî, Îmân, 28, Savm, 6; Müslim, Sıyâm, 203)]

ANKET
 RADYOMUZU NASIL DİNLEMEYE BAŞLADINIZ 
 ARKADAŞ TAVSİYESİ İLE
 İNTERNETTEN
 FREKANS KARIŞTIRIRKEN
 AFİŞ VE REKLAMLARDAN
 DİĞER
Diğer Anketler
Gaziantep Hava Durumu
GAZIANTEP
Halep Yasin'dir, Yasin ise Halep!

PKK ile devlet arasındaki anlaşma bozulup feci sonuçlar ortaya çıkınca, PKK karşıtlığımızı ön plana çıkarmak isteyen televizyon kanallarınca programlara davet edildik.  

Bizler de bu niyetleri sezdiğimiz halde doğru olduğuna inandığımız tezlerin halkla buluşması adına bu programlara katıldık.

Programcılar özellikle Yasin Börü ve arkadaşlarına yönelik PKK barbarları tarafından yapılan vahşetleri ön plana çıkararak mütemadiyen PKK'ye küfretmemizi istiyorlardı.

Evet, PKK üyelerimizi, kardeşlerimizi barbarca ve vahşice katlederek bizi can evimizden vurmuştu.

Yüreğimiz yanmış, öfke nöbetlerine tutulmuş, lokmalar günlerce boğazımıza düğümlenmişti.

Bu sonuç bir gerçekti ve bu gerçeği iliklerimize kadar yaşamıştık.

Bir de bu sonuca götüren sebepler ve bu sebepler ortada kaldıkça da hiç çözülmeyecek devasa bir sorun vardı.

Bu sebeplerin ağır ve feci sonuçlarının içine gömülüp sadece PKK'ye küfrederek, kahrederek, intikam yeminleri ederek bu sorun asla çözülmezdi.

Çünkü bu feci sonuç, devletin 90 yıldır uyguladığı tekçi, inkârcı ve yasakçı politikalar ve çözüm sürecinde attığı yanlış adımlardan bağımsız değildi.

Hemen harekete geçtik.

Türkiye'deki başta İslami çevreler olmak üzere, bu konuda söz söyleme hakkını kendisinde gören herkesi, karşılıklı atılan yanlış adımlardan haberdar etmeye ve kimin elinden ne geliyorsa yapmaya gayret ettik.

Bir taraftan da hükümet kanallarıyla doğrudan veya dolaylı olarak görüşüp çözüm odaklı öneri ve taleplerde bulunduk.

Bazen sonuca odaklanıp onun dışında hiçbir şeyi konuşmamamız gerektiğini düşünen kavmiyetçi bir öfkenin, bazen de taleplerimizin ütopik olduğunu düşünen alaycı gülümseyişlerin muhatabı olduk.

“Devlet, bir taraftan PKK'yi tek muhatap olarak almaktan vazgeçmeli; diğer taraftan da Kürt halkının anadilde eğitim hakkı, vatandaşlık tanımının değişmesi gibi masum ve insani taleplerini karşılamalı” diyorduk.

Aman ya Rabbim, sen misin bunları söyleyen?

Ne PKK'cılığımız kaldı, ne Kürtçülüğümüz, ne de devlet düşmanlığımız!

Kavmiyetçi ya da devletçi taassup, Yasin Börü ve arkadaşlarının acısını bile görmezden geldiğimizi, hatta bunu siyasi ranta dönüştürdüğümüzü söyleyecek kadar kantarın topuzunu kaçırdı.

Onlara göre yapmamız gereken şey, bu meselelerin sebeplerini falan ortaya çıkarmak değil, avazımız çıktığı kadar PKK'ye karşı konumlanmak ve her fırsatta küfretmek.

Hele hele devletin de, hükümetin de bu konudaki yanlış adımlarına değindiniz mi ekşiyen suratlar, kabaran öfkeler ve akıl tutulması eşliğindeki insafsızca suçlamalar…

Yazının başındaki eleştiriyi getiren kardeşime “Televizyonlara çıkarılmayışımızın, sansürlere uğramamızın ve senin deyiminle kendimizi tanıtmamamızın sebebi işte bu” dedim.

Yasinlerimizi sevmek, onların acısını yüreğimizde taşımak; başka Yasinlerimizin katledilmemesi için böylesi feci sonuçların sebeplerini tespit etmek ve onları ortadan kaldırmak için çözüm aramaktır.

Suriye ve Halep meselesine de aynı gözle bakıyoruz.

“Halep; Ortadoğu'nun, İslam Coğrafyası'nın Yasin'idir.”

Evet, PKK Yasin'in; Esed Halep'in katilidir.

Bunu görmemek için kör olmak gerekir.

Ama bunu gördüğümüz kadar, Suriye'yi bu hale getiren Davutoğlu'nun romantik, nostaljik ve stratejik hülyalarını da görmek zorundayız.

Antalya ve İstanbul başta olmak üzere belirli merkezlerde toplanan Suriye'nin Dostları(!) grubunun savaş kışkırtıcılığını da görmek zorundayız.

Ve bu dost ülkelerin başını ABD, İngiltere ve Fransa'nın çektiğini de bilmek zorundayız. Kissinger'in, Condolozza Rice'ın sınırları değişecek dediği ülkeler arasında Suriye, Türkiye ve İran'ın da bulunduğunu,

1983'te Sion Protokolü'nde alınan kararları,

Mursi'nin devrilmesi için Amerikancı faşist Sisi cuntasını finanse eden Suudi Arabistan'ın Suriye'de savaşın körüklenmesi ve devamı için 200 milyar dolar harcadığını,

Muaz El Hatip'in kim olduğunu, neden istifa ettiğini ve istifasının da gerekçelerinde neler olduğunu… bilmek zorundayız.

Bu sebepleri bilmeden ve ortadan kaldırmaya çalışmadan Baas'a ve müttefiklerine küfretmek de kahretmek de çözüm değildir.

Yeni Haleplerin yaşanmaması adına Halep'i severek ve Halep'in acısını yüreğimizde hissederek çözüm için gayret sarf etmeliyiz.

Tıpkı Yasinler için yaptığımız gibi.

Çünkü Halep Yasin'dir, Yasin ise Halep!

MEHMET YAVUZ


510 kere okundu.
Diğer Makaleler