KERVAN FM 93.7 | HAK YOLUN KERVANI
KERVAN FM CANLI YAYIN
Şuan KERVAN FM'de

AYDINLIĞA DOĞRU

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
05:30   HATM-İ ŞERİF
06:30   ESMA-ÜL HÜSNA
07:00   TARİHTE BUGÜN
07:30   HAYIRLI SABAHLAR(CANLI)
08:00   HAYIRLI SABAHLAR(CANLI)
09:00   KUR'AN-I KERİM MEALİ
09:30   GAZİANTEP BASINI
10:00   İSTEK KERVANI(CANLI)
12:00   KUR'AN İKLİMİ
12:30   MÜZİK
13:00   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
13:30   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
14:00   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
14:30   AYDINLIĞA DOĞRU
15:00   MANŞET HABER-SESLİ MAKALE
15:30   MÜZİK
16:00   AKŞAM İSTEKLERİ(CANLI)
18:30   ANA HABER(CANLI)
19:00   ANA HABER(CANLI)
20:00   TARİHTE BUGÜN
19:30   MÜZİK
21:00   MÜZİK
22:00   KÖYLÜNÜN SESİ
22:30   MÜZİK
23:00   MANŞET HABER-SESLİ MAKALE
23:30   MÜZİK
00:00   KUR'AN-I KERİM MEALİ(YARIM CÜZLÜ)
01:00   GECEYE UYGUN İLAHİ-EZGİ-ŞİİR
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

"Andolsun ki, biz size Hakkı getirdik. Fakat çoğunuz Haktan hoşlanmıyorsunuz." (Zuhruf - 78)

Hadis-i Şerif

Kim, sözleşme yaptığı kimseye zulmeder, hakkını kısar veya gücünün üzerinde bir şey emreder yahut rızası dışında bir şeyini alırsa kıyâmet günü onun aleyhine bizzat ben delil (ve davacı) olacağım. [Ebu Davud, Harac 33]

ANKET
 RADYOMUZU NASIL DİNLEMEYE BAŞLADINIZ 
 ARKADAŞ TAVSİYESİ İLE
 İNTERNETTEN
 FREKANS KARIŞTIRIRKEN
 AFİŞ VE REKLAMLARDAN
 DİĞER
Diğer Anketler
Gaziantep Hava Durumu
GAZIANTEP
İşkenceler

Anlatılanlar;  iftira değil, “ayıptır; zulümdür; cinayettir!”

Mevcut basın yayın organlarında, cezaevlerindeki işkenceden bahsediliyor. Bizler de 28 Şubat süreci ve sonrasında birçok uygulamaya şahit olduk, maruz kaldık.

Anlatacaklarım; “HÜDA PAR çevreleri; İHD; CHP-İnsan Hakları İzleme Kurulu; Çağdaş Hukukçular Derneği” gibi yapılanmalar tarafından tespit edilmiş, rapor haline getirilmiş hukuksuz uygulamalardır. Olayın üzerine gitmek, sorunu çözmek; insanlık ve medeniyeti düşleyen her kişi ve kurumun birinci görevidir.

Basın-yayın çevrelerine sıklıkla konu olan işkenceleri şöyle sıralamak mümkün:

a- Tutuklu ve Hükümlülere Yapılanlar;

-Jandarmada, özellikle de emniyet birimlerinde; tutuklu ve hükümlülere karşı zor kullanma, kaba muamele, bunun da ötesinde işkence devam ediyor. Buralarda yeterli devlet denetimi oluşmamıştır.

-Daha da kötüsü, hapishanelerde mahkûmların dilinde bir “A Takımı” ekibinden bahsediliyor. Takımlarda; “kemik kıran, karabasan, azrail, tufan, demir yumruk”  gibi unvanlardan bahsediliyor.

-Kadın mahkumların koğuşlarına girişler; ani baskınlar şeklinde ve çok kabaca; üst aramaları, -kimi yerlerde- erkekler tarafından, mahkum çıplak hale getirilerek yapılıyor.

-Aylık koğuş aramaları özellikle kadın tutuklular için psikolojik travmalara sebep olmuş, baskın şeklindeki üst ve koğuş aramaları rutin hale getirilmiş.

-Aramalarda,  özellikle de kadın tutukluların her çeşit –mahrem- eşyası teşhir ediliyor, saçılıyor.

-Uygunsuz aramalar; genellikle herkese, özellikle de hukuki haklarını aramaktan aciz adli koğuş tutuklularına uygulanmakta;

-Mahpusun,  etkili veya yetkili birilerinin hesabına gelmeyen “söz, davranış ve tutumlarına;” Karanlık hücre cezası; verilebiliyor.

-Cezaevleri yönetimlerinin hukuksuz uygulamalarına müdahale edilmiyor ya da gecikmiş anlamsız bir zamanda ediliyor.

-Çocuk yaştaki tutuklulara işkenceler uygulanıyor. Bunlardan daha fazlası ilgili raporlarda bahsedilmiştir.

b-Özgürlere(!?) Yapılanlar:

-Özellikle siyasi tutuklu ve hükümlülerin yakınlarına; “çarşı, pazar, iş ortamları” ve “evlerinde” sor(gula)ma ve takiplerle taciz;

-Tutuklu yakınlarını ziyarete gidenleri; üst arama ve görüşmelerde maddi-manevi tacizle usandırarak tekrar gelişlerini azaltmak veya tamamen menetme ve böylece; tutukluyu bir nevi tecrite mahkûm etme.

-Tutukluları; bulundukları bölgenin dışına naklederek, zaten maddi imkânsızlıklar içinde olan ailelerinin maddi-manevi sıkıntılarını işkenceye çevirmek, psikolojilerini bozmak.

-Siyasi suçlu(!) üretmeye müsait Eski Türkiye'nin statükocu anlayışının doğurduğu sıkıntıları yeterince “görememek, duyamamak, konuşamamak;” konuşanları da anlayamamak;

-Kriz bölgelerine “empati, hak ve adalet adına bedel ödeyebilecek” yetkilileri atayamamak.

Yazdıklarımızı; “insan hakları konusunda duyarlı olduklarına inandığımız sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın dikkatine” özellikle sunuyoruz.

Muhalefet ve kamuoyu; bu gibi konularda duyarlılığını artırırsa eminiz ki bu gibi sorunlar yaşanmaz veya asgari düzeye iner. Her insan bir dünyadır, her dünya değerlidir.

Mahkûm, tutuklu; idama gidecek kişinin dahi, insan olmaktan doğan hakları vardır. Resulullah (a), Bedir Savaşı'na giderken; “vurduğunuz zaman (dahi) en iyi şekilde vurun” buyurmuştur.

Amacımız bir kişiyi ve ya kurumu rencide etmek olamaz.

İnsan haklarının ihlali; işkence ile ilgili bir haber duyulduğu anda, ilgililerin hemen harekete geçmeleri şarttır. Harekete geçmeyenler;  dünya ve Ahirette sorumludurlar.

 Bizde bu gün, geçmişe göre işkencenin azaldığı bir gerçektir.  

Unutulmamalı ki dünün sabıkalı ve sakat uygulayıcıları hala birçok birimin başındadır. Unutulmamalıdır ki “Eski Türkiye'nin hala etkili olan kadroları vardır; çoktur; etkindirler; daha da kötüsü; bunlar, profesyoneldirler.”  Yeni Türkiye'ye övgüler dizer; “Eski Türkiye leşlerinin atıldığı türbelere(?!)  gizlice gider dua eder, ağıt yakarlar.  Paraları var, yarenleri var, tecrübe deseniz; tepeden tırnağa! Var olmayan tek şey; hakiki iman ve onurdur o da pek merak ettikleri bir şey değil. Beyim, bunlara münafık da denebilir!

Madem; “Zulm ile abad olanın ahiri berbad olur” o halde; “mazlumun dini ve ırkı sorulmaz”  hepimiz biliriz; “zulme rıza, zulümdür” ve “zulme karşı susan dilsiz şeytandır.”

Sayın Cumhurbaşkanı çokça söyler: “Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta yüreğim/ Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim/ adam aldırma geç git diyemem, aldırırım/ Çiğnerim, çiğnenirim; Hakk'ı tutar kaldırırım” (M.Akif).

Selam ve dualarımız; insanlık; şeref, namus ve onurunu, her şart ve zeminde sahiplenenlere.

MENDERES YILDIRIM


846 kere okundu.
Diğer Makaleler