KERVAN FM 93.7 | HAK YOLUN KERVANI
KERVAN FM CANLI YAYIN
Şuan KERVAN FM'de

KÖYLÜNÜN SESİ

Dinliyorsunuz

BUGÜN YAYIN AKIŞI
SAAT   PROGRAM
05:30   HATM-İ ŞERİF
06:30   ESMA-ÜL HÜSNA
07:00   TARİHTE BUGÜN
07:30   HAYIRLI SABAHLAR(CANLI)
08:00   HAYIRLI SABAHLAR(CANLI)
09:00   KUR'AN-I KERİM MEALİ
09:30   GAZİANTEP BASINI
10:00   İSTEK KERVANI(CANLI)
12:00   KUR'AN İKLİMİ
12:30   MÜZİK
13:00   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
13:30   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
14:00   GÜNÜN İÇİNDEN(CANLI)
14:30   AYDINLIĞA DOĞRU
15:00   MANŞET HABER-SESLİ MAKALE
15:30   MÜZİK
16:00   AKŞAM İSTEKLERİ(CANLI)
18:30   ANA HABER(CANLI)
19:00   ANA HABER(CANLI)
20:00   TARİHTE BUGÜN
19:30   MÜZİK
21:00   MÜZİK
22:00   KÖYLÜNÜN SESİ
22:30   MÜZİK
23:00   MANŞET HABER-SESLİ MAKALE
23:30   MÜZİK
00:00   KUR'AN-I KERİM MEALİ(YARIM CÜZLÜ)
01:00   GECEYE UYGUN İLAHİ-EZGİ-ŞİİR
Multimedya
Kuran Dinle
İnternetin Zararları
Ayet-i Kerime

Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttaki olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hala akıl erdiremiyor musunuz? (En’âm - 35)

Hadis-i Şerif

"Ben, ancak bir muallim olarak gönderildim." [İbn-i Mace]

ANKET
 RADYOMUZU NASIL DİNLEMEYE BAŞLADINIZ 
 ARKADAŞ TAVSİYESİ İLE
 İNTERNETTEN
 FREKANS KARIŞTIRIRKEN
 AFİŞ VE REKLAMLARDAN
 DİĞER
Diğer Anketler
Gaziantep Hava Durumu
GAZIANTEP
ŞEYH SAİD HERKESİN ŞEYHİ



En uzun “tarihe ait görülme süreci” bile 75 yıl olarak biliniyor. Batı’da üzerinden en çok 75 yıl geçen olaylar, “tarihî” kabul ediliyor ve ilgili arşivler açılıyor.

28 Haziran 1925’te 46 halife ve beylerden müridiyle birlikte Şark İstiklal Mahkemesince hakkında idam kararı verilen Şeyh Said 28 Haziran’ı 29 Haziran’a bağlayan gece idam edilerek şehid edildi.

Aradan geçen süre tam 86 yıl… Ama elimizde hâlâ ilgili arşivler yok. Geçen Meclis döneminde Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, İstiklal Mahkemesi arşivlerinin açılabileceğine dair bir umut verdi ancak o açıklamada bile Şark İstiklal Mahkemelerinin arşivi hariç tutuldu.

Yani, bütün İstiklal Mahkemeleri süreçlerini öğrenmeye hakkımız var ama Şeyh Said Hazretleri ve arkadaşlarının yaşadıklarını öğrenmek bize yasak…

Şeyh Said Efendi’nin mezar yeri gizli değil. Hakaret olsun diye mezarının üstü örtülmüş. Şark İstiklal Mahkemeleri’nin arşivlerinin açılması en azından Şeyh Said ve arkadaşlarının mezarlarının düzenlenmesi kadar önemlidir.

Aradan geçen 86 yıla rağmen hâlâ “Neden Şeyh Said’in mezarından bile korkuluyor?” sosunun cevabı kısmen bu arşivlerde saklıdır.

Kısmen diyoruz. Çünkü gerek olayın tanıkları gerek dengbejlerimiz onun hakkında bugüne kadar bize çok şey aktardılar.

Ne var ki bu aktarılanlar da bugüne kadar yazılı basında pek yer almıyordu. Dava dergisinin konuyla ilgili özel sayısı ( 28. Sayı Temmuz 1992) bir yana bu konu hakkında doyurucu bir yazılı çalışma yapılmadı.

Konuyla ilgili değişik kesimlere ait kitaplarda Şeyh’in hep siyasi yönü ve genellikle tek taraflı anlatıldı.

Kimileri Şeyh’in İslamî yönünü inkâra kalkıştı. Kimileri de onun Cibranlı Halit Beyle ilgisini görmedi. Oğlu Şeyh Ali Rıza ve onun en önemli dostlarından Salih Bege Heni gibi şahsiyetlerin siyasi yönünü inkara kalkıştı.*

Şeyh Said, öncelikle bir İslam alimidir, bir tasavvuf şeyhidir. Şeyh Halid-i Şehrezori (El Kürdi-El Bağdadi)’nin halifelerinden Şeyh Ali Sebtî’nin torunu ve Şeyh Mahmud Fevzi’nin oğludur.

Şeyh Halid-i Şehrezorî’nin halifelerinin en önemli özelliği, toplumun sosyal yanıyla da ilgili olmalarıdır. Bu onları İslamî hassasiyetleri öne çıkaran kesimin yanında sosyal sorunları öne çıkaranların da “şeyhi” yapmıştır.

İnkar etmenin bir anlamı yok: Şeyh Said, hem belki hayatında Kürt sorunundan hiç söz etmemiş Şeyh Şerif ve Şeyh Abdullah-ı Melekan gibi büyüklerin de şeyhidir hem de Kürtlerin dil ve kültürünü tehdit altında gören ve bu noktada en üst siyasi temsil makamında olan Cibranlı Halit Bey’in de şeyhidir.

Bunlar Şeyh Halid’in halifeleri için çelişir durumlar değildir. Onların toplum üzerindeki etkisinin kaynağı bir yanıyla İslamî şahsiyetleriyse diğer yanlarıyla bu sosyal yöndür.  

Bu iki yönden birini görmemek,

1.  Şeyh Halid’in çizgisini bilmemenin

2. Herhangi bir milliyetçi etkinin

3. Çok yönlülüğü kavrayamamanın ürünü olabilir ancak.

ONUN SAATİ İSLAMA AYARLIYDI

Şeyh Said, hayatı İslam’a gören yaşayan bir şahsiyetti. Zamanını İslam’a göre ayarlamıştı:

-Güne teheccüd (gece) namazıyla başlardı.

-Sabah namazından sonra ihtisas talebelerine dersler verirdi.

-Dersi duha (kuşluk) namazı vaktinde sona erer, ondan sonra ticaretine vekalet edenlerle görüşmeler yapardı.

-Ticari görüşmeleri bitince irşad için yola çıkar, feqileriyle yolda at sırtında işlenmeye uygun edebi dersler yapardı,  her nerede olursa olsun, kimi tasavvuf ehlinin ikindi sonrası yolculuğu kerih görmelerinden dolayı, ikindi vakti bulunduğu yerde durur, ibadetinden sonra akşama kadar halka irşad yapardı.

-Akşam namazından sonra yanında bulunan hafızlardan Cîzîrî Divanı’ndan ve diğer divanlardan kaside okuturdu.

-Yatsı namazından sonra ise namaz kılınır, ardından Nakşibendi tarikatı üzerine Hatme-i Hacegân yapar, ondan sonra sıradan kişiler kalkar, yörenin eşrafıyla bir araya gelir, onlarla sosyal ve siyasi konuları konuşur, gününü öyle tamamlardı.

Bu hayatı görmeden Şeyh Said’i değerlendirmek mümkün değildir.

O, AYNI ZAMANDA HALKININ SOSYAL LİDERİYDİ

Şeyh Halid’in dağınık bir toplumu “asker bir toplum haline getiren” öğretilerini bilmeden Şeyh Said’i tanıyamayız.

Şeyh Halid, disiplinli yapısı ve ilme verdiği değerle toplumu bütünlük içinde halifeleri etrafında toplayacak bir yapı oluşturdu.Onun halifeleri, toplumun merkezinde oturur; toplum bütün unsurlarıyla o halifelerin etrafında kümelenir, herkes onları,

1. En üst güvenilir makam

2. En adil kişi

3. Toplumu birleştirmeye en uygun kişi

4. Dolayısıyla etrafında buluşmanın sağlanabileceği otorite olarak görürdü.

Cezayir’de Şeyh Abdulkadir

Çeçenistan’da Şeyh Şamil

Kürdistan’da Şeyh Ubeydullah-ı Nehri

Filistin’de Şeyh İzzedin el Kassam…

toplumlarına böyle bir nizamla önder olmuşlardır.

Hepsinin tek amacı İslam’dır. Ancak bu amaç kendiliğinden sosyal hakları beraberinde getirir. Bunu beraberinde getirmeyen bir din İslam’dan bir cüz olabilir ama İslam’ın bütünü olamaz.

Biz, Şeyh Abdulkadir’i Cezayirlilikten; Şeyh Şamil’i Çeçen davasından, Şeyh Ubeydullah’ı Kürdistan coğrafyasından, İzzedin el Kassam’ı Filistin davasından ayrı düşünebilir miyiz?

(Belki tasavvufi makam olarak onların da önünde olan) Şeyh Said’i de kendi toplumunun sosyal yanından ayrı düşünmemiz mümkün değildir. Böyle bir ayrıma gitmek, İslam’a, onun davasının ruhuna aykırıdır, kasıtlı yapılıyorsa iftiradır.

Şeyhi tek yanlı düşünmek, onun diğer yanını öldürmek anlamına gelir. Bu, büyük bir vebaldir. Allah’tan korkup bundan sakınmak gerekir.

İki tür laik vardır:

1. Dini dünyadan ayırıp dünyaya sarılanlar

2. Dini dünyadan ayırıp dinin sadece uhrevi yanına sarılanlar

Şeyh Said, bu ikisinden de değildir; bu iki dünyadan birine ait olanlar onu anlayamazlar ve o, onların hakiki rehberi asla olamaz.

Onun yolunda İslam bir şemsiyedir. O şemsiyenin altında Ehl-i Kıble olan herkesin yeri vardır. Hatta o şemsiyeye sığınan, ondan himaye dileyen Ehl-i Kitabın da yeri vardır.

Şeyh, bir toplumun liderliğine böyle yükselmiştir. İslam şemsiyesini bütün toplumu kuşatacak şekilde yükseltmek isteyenlerin yolu da ancak onun yolu olmak durumundadır.

 ***Cibranlı Halit Bey, İslam’a hakkıyla inanmış ve toplumunun sosyal ve siyasi haklarını bütünleştirmiş bir siyasi şahsiyettir.

Salih Bege Henî, Kürt edebiyatının o dönemde Diyarbakır’daki en önde gelen isimlerindendir. Diyarbakır’da Ziya Gökalp’le birlikte bir Kürtçe dergi çıkarmışlardır.

Şeyh Said’in büyük oğlu Şeyh Ali Rıza, Şeyh Said Efendi adına Kürt Teali Cemiyeti lideri  Seyyid Abdulkadir-i Nehri (II. Seyyid Abdulkadir, Şark İstiklal Mahkemesi tarafından İstanbul’dan getirtilerek  Şeyh Said Efendi’den önce 27 Mayıs’ta idam edilmiştir) ile İstanbul’da görüşmeler yapmış. Kıyamdan sonra da sonradan pişmanlık duysa da Xoybun gibi bir Kürt cemiyetini destekleyecek kadar Kürt meselesiyle fazla ilgilidir.

Abdulkadir Turan /Doğruhaber

 



2816 kere okundu.
Diğer Makaleler